Çocuk Yanı

Posted on Posted in Öykü

Bir yarı ölünün hatıra defterinden:

“Uyuşturucu etkisi gibiydi, uykusuzluk kadar gece kahvesi tadında bir güneş… Aslında okuma bilmiyormuşcasına davranıyordu. İçindekileri görebilseydi, kadın öykü olurdu. Milyarlarca kez arama yapılmıştı uzaydan kendisine. Aç kalmış olmasına rağmen, saçlarını okşayınca üç öğün doyması da nano etki yapar gibi. Duvara baktık beraber, içimizdeki şeytanı projektörden yansıtır gibi.

Bir çocuk bir kadına masal anlatırsa, tüm cenazem ağlar inan. Bir genç bir büyükanne’ye pamuk şekerleme alır ve o an tüm droidler ayağa kalkar, şafağı görmüş ölüler gibi.

Yalnızlık Allah’a mahsustur, derler. Öyle. İstesen de tek başına kalamazsın. Ailensiz bir şeyler yapamazsın. Sen hiç onlardan ayrı kaldın mı? İnsan sağır bakar, duyarsız görür. Aslında tabular yıkılmaz derecede mevzii almışsa, Mecnun olsa aşık olmazdı sana. Dolu gibisin ey sevgili, kırk yılda bir selam verirsin. Bayağıdır gökyüzü boş, hiçbir tarifi yok bu anın..”

Her saniyenin değerini bilirmiş gibi bir sigara yakmak için rahat sandalyesinden kalkarak, komidinin üzerindek çağmağı almak için mutfağa yöneldi. Gazı bittiğini anladığı o an için bir tebessüm belirmişti yüzünde. Çakmağıyla ocağı yakıp, oradan faydalanmak istedi. Ve bir kahve suyu ekledi çaydanlığa.

Tekrar oturdu sandalyeye, bilgisayar ekranına bakmaya başladı. Yazdı:

“Sen hiç uykusuzken ağladın mı? Rahat uyuduğun için öyle bir derdin yoktur inan. İşletim sistemi içindeki geri dönüşüm kutusundan tek farkındır çöpleri boşaltamamak. Mide bulantılarını eklemiyorum bile. Yataktan kalkamamak… Tekrar aklıma geleceğini düşünmemek için uyanmaya üşeniyorum…

İkindiye az kala uykusuz bedeninimi attım yatağa, ezan okunmadan uyandırması için bir alarm kurdum ama, birkaç saat ertelemeli olarak az önce uyandım. Yanaklarını selamlarcasına çıktım odadan, kapıyı kapattığımda farkettim, halüsler eşliğinde tekrar daldım suya. Henüz buradayım.

Sana en samimi içtenliğimle yazıyorum bunu şimdi. Ellerinde Alsancak Gülüşü’nü, saçlarında Kız Kulesi’nin rahatlatan serinliğini ve sinirlendiğinde beliren gamzelerinin rıhtımında Çankaya’nın o güzel gri sokaklarını bulmuştum. İşte bunun için seviyordum seni.

Ben kafamda bin bir tilki varken uyuyamıyorum. İşte bu yüzden yazıyorum sana. İşte bu yüzden geç yatıp, erken uyanıyorum artık. Seni daha az düşünüp, işime daha fazla meşguliyet vermek için. Sana kırk dakika kadar uzak olsam da, seni sevmediğimi şimdi farkettiğimde, en içten tebessümlerimle selamlıyorum seni.

Günaydınlar olsun, en güzel sabahlar sizin olsun.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *