Yaşlar Arası Mektuplaşma: Bölüm 2 ‘Araf’

Posted on Posted in Öykü

Saat sabah sekiz otuz beşti ve saate son baktığında üçü gösteriyordu, ama yetiştirmesi gerekenler olduğu için bir kahve’yle etmişti sabahı. Fakat yapması gereken en önemli şeyi hatırlamayı da ihmal etmedi geçmiş saatlerde. “Araya bunu da sıkıştırdım: ”

“Merhaba kardeşim, buralar yağmurlu biraz. Sanmıyorsun inşallah gözyaşımdan dolayı havalar biraz Allah’a emanet. Yoksa ne olurdu halimiz?

Çok şükür.

Sanıyorum daha iyisin. Aslında daha iyi gördüm seni. Mimiklerin daha belirgin, yaşını göstermediğin kadar.

Bak, ne diyeceğim: Mr. Robot’a benzediğim ve okuyacağım bölümün… Hüzünlü fazlasıyla.

İntihar etmeyi de…”

Zaman ilerledikçe playlisti’nden bir rastgele bir parça açtı.

“…becerememiş ve ölüme fake atmıştın geceye “günaydın” diyerek.

Unutma!!

-Yağmurlu bir haftanın sonu-

Merhaba dostum, nasıl gidiyor? Buralar biraz güneşli artık. Devrik cümlelerden sıyrılmış bir kitabın cümleleri olma durumuna geldi her şey.

‘Sanırım’dan sıyrılmış ’emin’ olma yolunda, Allah’ın da yardımıyla yürüyor görüyorum seni. Gülümseyemediğin ve uykunda aynı döngülerde devam ettiğin deja vuların’ı hatırla! Allah yolundan ayrılma dostum. En güzel şeyler onun yardımıyla olacaktır.

Bunları sen söylemiştin bana, unutayım deme ha…

“Söyledim işte.”

-Yarı güneşli haftanın sonu-

Günaydın dostum, burada saat 2 olmuş, öğlen. Düşüneceksin bunları artık. Güneş sabah değil de öğlen açıyor, uyuyamayacaksın. İnsanlar kadar sahte bu şehrin havası. Annem demişti diyeceksin ki gülüp geçmek için bahane aramana yetecek.

“Şimdi ben de onlar gibiyim artık” diyeceksin. Yapma ama, güzel bir şey bak bu. Hak vereceksin. Olmadığın gibi görünmek, yıldızlararası’ndaymışsın havasına bürünüyorsun falan.

“İnan çok güzel ya” diyeceksin…”

Saat sabah dokuz’a gelmek üzereydi. Bir sigara daha yaktı ve hala okumaya devam etti. Tekrar, tekrar…

Devam ediyordu yazdıklarını:

“-Bolca yağmur ve az sisli bir ayın sonu-

İyi geceler dostum. Güzel bir kahve molası vermek için karanlıklara büründü hava.

Allaha şükürler olsun ki yalnızlık hiç bu kadar güzel olmamıştı. Bunları yaşayacaksın. Olduğun gibi davranmaya başlıyorsun ya artık, inan o mutluluğun doruklarına erişeceksin zamanı geldiğinde.

Sigarayı bırakabilirsin, ama kahveyi bırakma derim. Hatta azaltacaksın…”

“Azaltamayacaksın. Gerçekler bunlar.” dedi kendince.

“…Bugünlerde neden böylesin?”lerle dolacak her bir yanın birkaç yıl sonra ve farkında olmadığın birine daha da yakınlaşacaksın.

Hani o aralar içini açtığın…

-Sahte suratlara vedayla dolu bir ayın sonu-

Az kaldı be dostum. Daha da yaklaşacaksın mutluluğa. Pes edemezsin ya var olmaya çalıştığın hayallerinle. Bu günleri yaşamamak için biraz daha çaba gösterip, daha az uyumalısın…”

Duraksadı bir an. En güzeliyse uyuyamıyor oluşuydu.

“…Hatta biraz kızlarla ilgili ipuçları edinmelisin. Tam bu sıralar işini hızlandırabilir ve pratik yapabilirsin.

Neyse. Biraz da ingilizce çalış.

Bu kadar yeter.

Görüşmek üzere.

Günaydın…”

“…artık uyuyabilirim” dedi ve bir sigara sonrası yapmakta zorlandığı en zor şeyi denemeye çalışmak için yatağa doğru emin adımlarla yürüdü. Zordu, ama denemek zorundaydı.

Cevap verilen yazı: Yaşlararası Mektuplaşma: Bölüm 1 ‘Depresyon’

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *